Sinan Camilerinde Taşıyıcı ve Mekan İlişkisi | Olabilirsiniz
Anasayfa » Mimari Restorasyon » Sinan’ın Camilerinde Taşıyıcı ve Mekan İlişkisi

Sinan’ın Camilerinde Taşıyıcı ve Mekan İlişkisi

Şahin Seçilmiş 04 Aralık 2019 Mimari RestorasyonOkunma süresi: 11 dakika

Mimar Sinan; camii, hamam, medrese, mescit, han, kervansaray, darüşşifa, imarethane, tabhane, sıbyan mektebi, tekke, çeşme ve saray gibi çok sayıda eser vermiştir. Mimar Sinan’ın en çok üzerinde durduğu ve sayıca en fazla olanı camiidir. Sinan, camilerinin mekan ve plan kuruluşunu belirleyen asıl etmen strüktür özelliklerdir.Eserlerinde genellikle dörtgen,altıgen ve sekizgen sistem kullanır ve kubbeyi bu sistem çerçevesinde kurgular.

Özet

Mimar Sinan ile ilgili bilinmesi gereken en önemli konulardan bir tanesi araziye göre yapıyı şekillendirmesi ve her eserinde farklı bir teknik denemesi.Özellikle yapmış olduğu camiileri incelediğimizde neredeyse hiç biri birbirine benzememektedir.

Sinan camilerinin plan kuruluşunu, kubbelerde kullandığı strüktür özellikleri belirler. Osmanlı dönemindeki bir çok mimar yapıyı örtmek için orta kubbe ve yarım kubbe kullanırken,Sinan,neredeyse tek bir ana kubbeyle mekanı örter.Buna en güzel örneklerden bir tanesi Rüstem Paşa Camiisidir.(Resim-1) Ana kubbe, kemerler vasıtasıyla dört adet fil ayağı üzerine oturtulmuştur.Rüstem Paşa Camii’sinin bir diğer özelliği de alt tarafları dükkandır.Dükkan yapmasının en büyük nedeni arazinin eğimli olan yüzeyini subasman seviyesine getirmek istemesi.Mimar Sinan camiilerinin genel özellikleri için Mimar Sinan Tarafından Yapılan 5 Camii ve Özellikleri adlı makaleyi okumanızı tavsiye ederim.

Rüstem Paşa Camisi

Resim-1 ( Rüstem Paşa Camisi)

Mimar Sinan’ın Kubbe Tekniği

Mimar Sinan, küresel yarım kubbenin geometrik saflığını bozmayacak şekilde birtakım biçimsel düzenlemeler denemiş, yaşamı boyunca bu denemelerin estetik kalitesini de yükselterek çalışmalarını sürdürmüştür. Onun mimarlığında kubbe yapının ağırlık merkezini oluşturmuş, yapı strüktürü de kubbenin desteklenmesi doğrultusunda biçimlenmiştir. Özellikle anıtsal camilerinde yapının egemen elemanı olan kubbe yapıdan koparılmamış, adeta yapı ile bütünleştirilmiştir. Sinan,yapılarında genel olarak kubbe yarım daire bir kemer karnı verecek biçimdedir.Bu bahsettiğimizin dışında farklı tekniklerde olanıda vardır. Çift cidarlı kubbe uygulamaları bu kapsamda sayılabilir.

Ömrünün çoğunu gözlem ve deneme yaparak geçiren Sinan,Camiilerde kubbe tekniğini devamlı olarak geliştirmiştir.İlk denemesi ile son denemesi arasındaki kubbe çapı farkı neredeyse 2 katıdır.Şehzade Camisi’nde kubbe 19 metre, ikinci büyük kubbesi Süleymaniye Camisi’nde 26,5 metre, üçüncü ve en büyük kubbesi de Selimiye Camisi’nde 31,5 metre çapındadır.

Yapım Teknikleri ve Malzeme

Mimar Sinan yapılarında ana malzeme olarak; taş, tuğla ve ağaçtan yararlanmış, bağlantılarda ise kireç,horasan harcı, çeşitli boyutlarda çivi, kenet ve zıvanalar kullanmıştır. Günümüze ulaşabilenler kargir, ya da karma (kargir duvarlı, ahşap çatılı) yapılardır. Tümü ahşap, ya da ahşap çatılı yapıları, yangın ve onarımlar nedeniyle özgün nitelikleriyle korunamamıştır.

Temeller

Yapıların temellerinin biçim ve derinliği konusundaki bilgiler, yapılan araştırma kazılarının azlığı nedeniyle kısıtlıdır.Fakat gün yüzüne çıkan bilgiler ışığında açıklamak gerekirse;temeli açığa çıkan
bazı yapılarda, duvarlardan temele geçişte basamak yapılarak yapının genişliğinin artırıldığını görürüz.Süleymaniye Camisi’nin temeli, mihrap duvarı altında 590 cm derinliğe kadar indiği saptanmıştır. Temelin en altında, içi ızgara düzeninde yerleştirilen ahşap kirişlerle pekiştirilen, 20 cm kalınlığında bir horasan harcı tabakası bulunmaktadır. Aşağıdan yukarıya doğru
dört basamakla daralarak yükselen temel duvarı, arasında horasan harcı bulunan, geniş derzli kaba yonu taş örgülüdür.

Köprü, su kemeri gibi dere yatakları, göller üzerinde yapılan binaların temellerinde, zemine kazıklar çakılmakta, sömeller kazıklar üzerine oturtulmaktadır.

Döşeme

Düz atkılı ya da tonozlu bir taşıyıcı düzene sahiptir. Düz atkılı döşemeler, ahşap kirişler ya da taş plaklarla oluşturulabildiği gibi, demir kirişler arasına taş ya da tuğla kullanılarak örülen tonozlar biçiminde de uygulanmıştır. Döşeme kaplaması olarak en çok “şeşhane tuğlası” olarak da bilinen altıgen biçimindeki pişmiş toprak kullanılmıştır.

Küfeki taşı ve mermer, revak ve avlu döşemelerinde kullanılan dayanıklı kaplama malzemeleridir. Mermer daha çok anıtsal camilerde ve hamamların iç döşeme kaplamalarında yer almıştır. Döşemelerde renkli taşlarla yapılan bezemeler, cami avlu girişlerinde, son cemaat yeri giriş eksenlerinde dikkati çekmektedir.

Duvar

Yapının önemine,bulunduğu yere ve yapım için ayrılan maddi kaynağa bağlı olarak farklılık göstermektedir.Ahşap hatıllı moloz taş duvardan başlayarak, düzenli yatay derzli kaba yonu taş, almaşık ve düzenli bloklardan oluşan kesme taş duvar şeklinde sıralanabilecek bir kademelenme vardır. Aynı yapının değişik cephelerinde, cephenin konumuna ve önem derecesine göre değişebilen malzeme ve işçilik uygulanmıştır. Örneğin anayol ve avlu cephesi kesme taş, diğer cepheler taş/tuğla almaşık ya da düzgün yatay derzli kaba yonu örgülü olabilmekte.Buna benzer bir hiyerarşiyi aynı külliye içinde yer alan farklı işleve sahip yapılarda da görebiliriz.Aynı şekilde duvar kalınlığı içinde bunu diyebiliriz.Kubbenin büyüklük ve küçüklüğüne göre duvar kalınlığı belirlenmektedir.Küçük kubbeli yapılarda genel olarak duvar kalınlığı 60-80 cm iken,büyük kubbeli yapılarda bu 200 cm civarına kadar çıkmaktadır.

Payanda

Çoğu zaman duvarlarla aynı malzemeden yapılır.Yalnızca Zal Mahmut Paşa Camisinde bu dediğimizden farklı olarak yapılmış payandalar vardır. Beden duvarları taş-tuğla almaşık olduğu halde, payandalar kesme taş ile yapılmıştır.

Sütun

Sütunların genişliği ve boyutu bulundukları mekanın özelliğine göre farklılık göstermektedir.Malzeme olarak,marmara mermeri,Mısır graniti,mihaliç taşı ve çeşitli mermerler kullanılmıştır. Küfeki taşı, dayanaksızlığı nedeniyle sütunlarda tercih edilmemiştir.Mimar Sinan, sütunlarında genel olarak dairesel biçimindeki sütunlar kullanılır. Kare, sekizgen ve çokgen planlı sütun kullanımını pek fazla görmeyiz.

Sütunlar genel olarak tek parçalıdır.Camilerde üst üste konulan tamburlarla oluşturulmuş sütunlar ana taşıyıcı olarak kullanılmışdır. Sütunlar doğrudan döşemeye oturmakta yad ya bir kaide üzerinde yükselmekte. Anıtsal camilerde ise son cemaat yeri ve avlu sütunları bir sofa üzerinde yer almaktadır.

Ayak

Cami, medrese, kervansaray gibi yapılarda, örtüyü taşıyan öğeler olarak ayaklar çeşitli boyut ve kesitlerde yapılmışlardır. Dörtgen, altıgen, sekizgen, onikigen, daire gibi düzenli geometriye sahip ayaklann yanı sıra, birleşik kesitli (Mihrimah Sultan C. Üsküdar) veya özel biçimi olan (Süleymaniye C.) ayaklar da kullanılmıştır. Dayanımı arttırmak amacıyla ayaklann çoğunlukla kesme taş örgülü yapıldıkları gözlenmektedir.

Taş-tuğla almaşık örgü uygulaması azdır. Özenli yaplarda ayakların düşey yüzeyleri profillerle zenginleştirilmiştir (Selimiye ve Nişancı Mehmet Paşa camileri). Taşıyıcı ayakların çini ile kaplandığı tek uygulama İstanbul’daki Rüstem Paşa camisidir. Bazı camilerde ise ayakların sıvanarak üstlerine kalem işi bezeme yapıldığı gözlenmiştir (örn. Sinan Paşa C.-Beşiktaş). Bu uygulamaların tümünün ilk tasanma ait olup olmadıklan kesin değildir. Mihrimah Sultan camisindeki (Üsküdar) ayaklann üzerinde bulunan geç dönem bezemesi’^ kaldınlarak, ayak yüzeyleri çıplak bırakılmıştır. Ayaklarda en yaygın olarak kullanılan malzeme kireç taşıdır. Mermer kullanımı çok sınırlıdır (Kılıç Ali Paşa C. üst kat).

Başlık

Başlık boyut ve biçimleri, sütun veya ayak üzerinde bulunmalarına göre farklılaşmaktadır. Sütunlarda en sık kullanılan başlık tipleri baklavalı ve mukarnaslı olanlardır. Aynca yapraklardan ve konik-düz yüzey birleşiminden oluşan türler görülmektedir (Sinan Paşa camisi-Beşiktaş, Atik Valide Sultan darüşşife avlu revağı). birçok yapıda, tek tip başlık yeri le iki ya da daha fazla sayıda tür bir arada kullanılmıştır. Ayaklarda her zaman kesin olarak ayrılabilen bir başlık bulunmamaktadır. Özellikle camilerde ayaktan başlığa geçişte bu ayrımzorlaşmaktadır. (Sokollu-Kadırga, Selimiye C). Bazı camilerde ise yatay bir profil takımı ayak düzlemi üstünde sürekli olarak iç mekânı çevrelemektedir (Süleymaniye C). Medrese, kervansaray gibi yapılarda, revak kemerlerinin mesnetlendiği ayaklarda.bir şerit bir pahlı yüzeyden oluşan yalın başlıklarla yetinilmiş ya da, kemerler başlığa gerek duyulmadan küçük bir profilden sonra başlatılmıştır (Süleymaniye medreseleri). Sütun başlıkları genellikle Marmara mermerinden yapılmıştır. Puding, ya da başka renkli taşlardan yapılmış başlık sayısı çok azdır. Küfeki kullanımı da sınırlıdır. Ayakların üzerindeki başlıklarda genellikle ayakla aynı malzeme, çoğunlukla kireçtaşı kullanılmıştır. Mermer başlık uygulaması sınırlıdır. Başlıkların üst yüzeyinde, kemerler arasında yer alan gergilerin bağlantıları için tesbit delikleri bulunmaktadır. Gergiler bu deliklere uçlarındaki kanca ile girmektedirler. Başlığın üstündeki üzengi taşıyla bağlantısı mil yardımıyla olmaktadır.

Kemer

Mimar Sinan çeşitli biçim ve açıklıktaki kemerleri kapı, pencere boşluklarının örtülmesinde, köprü ve su kemerlerinde, kubbe taşıyıcı olarak revak ve iç mekânlarda kullanmıştır. Stürktürel dayanımları bakımından büyük açıklıklı kemerler tümüyle taş malzemeden yapılmışlardır. Ayrıca duvar örgüsündekine benzer biçimde taş-tuğla almaşık kemerler de uygulanmıştır (] sıra taş /2 sıra tuğla ve 1 sıra taş/3 sıra tuğla düzenleri) iç mekânlarda yer alan veya duvarlara gömülü olan bazı kemerler tuğladan örülmüşlerdir. Özellikle kapı kemerlerinde iki veya üç renkli taş (beyaz, kırmızı, yeşil) kullanılarak zengin renk etkileri elde edilmiştir. Kemer taşlarının ayrıtları yarım daire, zambak ve benzeri geçme motifleriyle çeşitlendirilmiştir. Avlu revak ve yan cephe kemerlerinde de iki renkli taş kullanılarak (beyaz, kırmızı) renkli etki güçlendirilmiştir. Kemer taşlarında yaygın olarak küfeki taşı kullanılmıştır. Daha önemli yapılarda Marmara mermeri, serpantin, puding, Gebze hippüritli kalkeri, değişik dalgalı mermerlerden de yararlanılmıştır.

Geçiş Öğeleri

Sinan’ın kullandığı başlıca geçiş öğeleri küresel ve tonoz bingilerdir. Bu öğeler genel olarak tuğla ile, geniş derzli yatay sıralar halinde, taşırtma tekniğinde örülmüştür. Taş-tuğla almaşık ve yalnız taş örgülü geçiş öğelerinin kullanımı sınırlıdır. (Lüleburgaz Sokollu Külliyesi dua kubbesi, Payas Sokollu Camisi kubbesi geçiş öğeleri). Bu bölümlerde kârgir yapıyı hafifletmek için künkler kullanıldığı, harap durumda olan Lüleburgaz ve Havsa Sokollu hamamlarında gözlenmiştir. Geçiş bölgesinde çini, mukamas, kalem işi gibi bezemelere yer verilmiştir. Mukarnas bezeme taş bloklarla, ya da özel biçim ve boyutlarda tuğlalarla oluşturulmuştur.

Bu yazıyı beğendiysen, bu kategoride yer alan Arasta ve Bedesten Arasındaki Fark başlıklı bir önceki yazımı da okuyabilirsin.Ayrıca bizi Facebook Twitter , Youtube , Google+ ve İnstagram gibi sosyal ağlarda takip edebilirsin..

Bunlarda İlginizi Çekebilir!



# # # #

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Son Makaleler