Büyük Gize Sfenks'in Bilinmeyen Tarihi | Olabilirsiniz
Anasayfa » Mimarlık » Büyük Gize Sfenks’in Bilinmeyen Tarihi

Büyük Gize Sfenks’in Bilinmeyen Tarihi

Admin 18 Aralık 2018 MimarlıkOkunma süresi: 8 dakika

Mısır tarihinin en büyük baş yapıtlarından biri olan Sfenks, bugün hala büyük gizemini korumaktadır. Bu kadar büyük yapıyı yapan kimlerdir ve ne için yapılmıştır.Yazımızda bu ve buna benzer konuları her yönüyle ele almaya çalışacağız.

Büyük Sfenks’in Tarihi

Sfenks, Yunan mitolojisinde büyük kültürel önem taşımıştır ve ismini buradan almıştır. Yunanca, Σφιγξ, Sphinks kelimelerine karışılık gelmektedir.Mısır sfenksi antik bir efsanevi yaratıktır. Resmi incelediğimizde oturmuş bir aslan gövdesi üzerine Antik Mısır Firavunu kafası işlendiğini görürüz. Bunun temel nedeni aslanların güneş ile bir bağlantıları olduğunu düşündükleri için onlar için kutsal bir hayvan olmasından dolayıdır. Mısır Sfenks’i dışında diğer uygarlıklardaki Sfenksleri de incelediğimizde benzer yapıda olduklarını görürüz.

Karnak yakınlarında 900 (dokuz yüz ) adet olduğu sanılan koç kafalı sfenksler yer alır.Bugüne kadar yapılan bütün Sfenks yapıları içerisinde en büyüğü ve en ünlüsü Mısır Gize Sfenksidir. Gize platosunda  yani Nil nehrinin batı kıyısında yer alır.Gize Sfenksi doğuya bakar ve pençelerinin arasında bir tapınak yer alır. Uzunluğu 73 metre, yüksekliği 20 metre, genişliği 6 metre ve yüzünün genişliği de 5 metredir. Diğer adı Harmakis olan bu yapı güneşin doğuşunu ve firavunun yeniden dirilişini temsil eder. Heykelin yüz tarafının doğuya dönük olmasının temel nedeni her sabah güneşin doğuşuyla beraber güneş tanrısı RA’yı hemen görmek içindir. Kalıntılar incelendiğinde ön ayaklarının arasında bir sunak alanının olduğu ortaya çıkmıştır. Burda insanları kurban ettikleri düşünülüyor. Antik Mısırlıların heykele ne ad verdikleri henüz tam olarak bilinmiyor. Büyük Sfenks’e Arapça verilen isim, Ebu el-Hôl, “Dehşetin Babası” anlamına gelir. Yunancada ise Sphinx adı verilmiş olmasına rağmen heykelin kafası bir kadına değil erkeğe aittir.

Bu yapı ile ilgili pek çok varsayımda bulunulmuştur. Kimine göre dünya dışı insanlar tarafından yapılmış, kimine göre ise Keyfen’e  (MÖ 2723 – 2563 , 4.cü hanedanlık )  hitaben yapılmıştır.

Büyük Sfenks  Neden Yapıldı ?

Büyük Sfenks’in yapılış olayını anlamak için ilk önce eski Mısır tarihini biraz araştırmak gerekir. Çünkü bir çoğu aynı temel üzerine kurulmuş bir birinden farklı yapılardır. Mısır’ın kurucu firavunları çöl kumları içerisinde, çamur tuğla karışımından oluşan mezarlarda gömülüdürler. Gunter Dreyer’in ( Mısır bilim uzmanı Alman Arkeolog ) Abidos kalıntıları üzerinde yaptığı araştırmada 3 (üç ) odalı bir höyüğün önünde 35 mezar olduğu saptanmıştır.  Bu mezarlarda çoğunluğu 20 yaşın altında insan kemikleri ve mezarların hemen ön tarafında uzunlamasına bulunan bir mezarda ise bir çok aslana ait iskeletler bulunmuştur. Bilindiği üzere Mısırlılar öldükten sonra tekrar dirileceklerine inandıkları için öldüklerinde değerli eşyaları, onlara öteki hayatta da yardımcı olması için insan ve hayvanlarıda onlarla beraber gömerler.

Bütün firavun heykelleri incelendiğinde büyük çoğunluğunda insan vücudu üzerinde bir hayvan başı olduğu ( kurt, aslan vs. ) görülmektedir. Burdaki tasvirlerde ki temel amaç doğa üstü bir varlık olduklarını göstermek istemeleridir. Fakat  büyük Sfenks bütün bu tasvirlerin tam tersi yönündedir.Bunun temel nedeni Sfenks hem tanrıdır, hemde firavun.

Peki bu muazzam baş yapıt nasıl meydana getirildi. Sfenks’te Piramitler gibi binlerce taş parçaları üst üste koyularak mı yapılmıştı ? Yoksa Ramses’in Ebu Simbel’deki  heykeli gibi yontularak yani taşlara şekil verilerek mi yapılmıştı? Pençelerine baktığımızda üst üste taşlar konularak yapılmış gibi görünse de aslında yontularak yapılmıştır.

Büyük Sfenks Nasıl Yapıldı ?

Yapılan incelemelerde Sfenks’te kullanılan taşın cinsi kireç taşıdıydı. Bugün Gize Platosu kum çölü gibi görünse de bundan milyonlarca yıl önce oralar sular altındaydı. Ölen hayvan ve bitkiler deniz tavanında  katmanlar oluşturarak bugünkü baş yapıtların bir çoğunun ana unsuru olmuştur. Yani kireç taşı oldular. Kireç taşları iki katmana ayrılır;  bir kısmı daha yumuşak yapıya sahipken bir kısmı da mercanlar üzerinde oluşmasından dolayı daha sert bir yapıya sahiptir.

Kireç Taşı nedir ?

Bileşimde %65’ten fazla kalsiyum karbonat (CaCO3) içeren kimyasal kökenli tortul kayaçlara kireç taşı adı verilir.

İnsan araştırdıkça bu yapıya olan hayranlığı daha da çok artmaya başlıyor. Kireç taşlarını yontmak için bakır keski ve çekiç kullanılmıştır. Buradaki çekiç bugün bildiğiniz metal olan değil, iki ağaç arasına bir taş koyup onu bağlarak yaptıkları. Tabi bunu yapmalarının farklı bir amacı muhakkak vardır. Belki malzeme yetersizliğinden, belki de ozaman ki malzemelerin dayanaklılığının fazla olmamasından da olabilir. Ama bu şekilde yapmaları hem daha seri olmalarına yaramış hemde daha az yorulmalarına neden olmuştur. Çünkü metal çekiç buna göre daha ağır ve daha zahmetlidir. Ayrıca bakır keskilerde bugün kullanılan bronz ve demirin karışımı olan sert bakırdan ziyade, daha yumuşak bir yapıya sahip bakırdı. Bu yüzden neredeyse 20 -30 vuruştan sonra bozulan yerleri düzeltmek için ateşte tekrar ısıtıp düzeltmeleri gerekiyordu.

Sfenks’in yapımına başlarken ilk önce çevresindeki alanı oyarak başladılar. Buradan çıkan taş blokları aşağı doğru taşıyıp  ibadet yeri yapmışlardır. Daha sonra kireç taşı yontularak bugün hepimizin bildiği Sfenks görünümüne getirilmiştir.

Yapılan araştırmalarda Kafa tarafındaki kireç taşının daha sert olduğu, vücut kısmındakilerin ise biraz daha yumuşak yapıda olduğu için bozulmanın üste oranla alt kısımda daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.  Özellikle geçen zaman aralığı içerisinde rüzgar, yağmur ve kum fırtınası gibi sebeplerden dolayı Sfenks’in özellikle sağ tarafında yumuşak kireç taşlarının zamanla yontulmasından dolayı girinti çıkıntının daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Bugün görünmeyen ama Sfenks’in bir sakalıda olduğu da bilinmektedir.

Büyük Sfenks’in Restorasyonu

Bazı hikayelere göre Napoleon’un askerlerinin 1798’de top atışı sırasında Sfenks’in burnunu vurduğu yönünde. Fakat bu hikayenin doğru olmadığı o tarihten sonraki bir dönemde Arap bir gezginin heykeli resmetmesiyle ortaya çıkmıştır. Kimilerine göre 15. yy. da bazı insanlar put perestliğe karşı çıkarak burnunu kırdıkları yönünde. Tabi bunların bir çoğu varsayım olsada tam anlamıyla kim ve ne için kırıldığı net olarak bilinmiyor. Sfenks’in yüzündeki kırmızı pigment kalıntıları, daha sonraki dönemlerde heykelin boyanmış olabileceğini düşündürmektedir.

Heykel incelendiğinde 4 farklı döneme ait taş blokları olduğu görülmektedir. Özellikle etrafı neredeyse hep taş bloklarla sarılmıştır. Bunu yapmalarının asıl nedeni tuzlanmadan dolayı bozulmanın önüne geçmek olarak kısaca özetleye biliriz. İlk ciddi anlamda restorasyon çalışmaları M.Ö. 30 yılında Roma’lıların Sfenks’in patilerine taş bloklar koymasıyla başlamıştır.1980 yılında heykele ait iki büyük taşın düştüğü ve onu izleyen yıllarda 1981’de sol arka pençeden, 1988’de de sağ omuzdan büyük bir parçanın daha yere düştüğü saptanmıştır.

1990 yılında 10 yıl süren restorasyon çalışmaları sonucunda bir çok kısmı aslına uygun olarak tekrardan eklenmeye çalışılmıştır.

Bu yazıyı beğendiysen, bu kategoride yer alan Autocad Sistem Gereksinimleri başlıklı bir önceki yazımı da okuyabilirsin.Ayrıca bizi Facebook Twitter , Youtube , Google+ ve İnstagram gibi sosyal ağlarda takip edebilirsin..

Bunlarda İlginizi Çekebilir!



# # # # #


Son Makaleler